25 Ocak 2013 Cuma

Değişen Şeyler

Uzun zamandır buraya yazmadığımı farkettim bugün. Acaba neden anlatmaktan kaçınıyordum? Duygularımı böylesine bastırmam değil miydi beni yıpratan içten içe yaşlandıran? Sanırım bizim neslimizin hastalığı bu. Ruhlarımız erken kirleniyor, erken yaşlanıyor. Temiz kalamıyoruz. Daha küçük yaşlardayken aşılanıyor güvensizlik. İlk başta güvenmemeyi öğreniyoruz. Sonra üzülmemeyi. Umursamamayı. Ve en sonunda unutmayı. İşte bu yüzden birilerini yeniden sevmekte çok zorlanıyoruz. Severken aklımızda hep bir soru 'ya giderse?' Oysa bu hayatta gitmeyen insan yoktur. Aileniz, arkadaşlarınız, sevgiliniz, çocuklarınız.. Günü geldiğinde her biri gider yanınızdan. Peki o zaman kime güvenmeli ,kimi taşımalı kalbinde? Kimi sevmeli içten içe? Seven sevdiğine sevdiğini söylesin diyorsun da sen biliyor musun kaybetme korkusunu? Güvensizliği. Kendini anlatamamayı. Oysaki ben en çok bu yönümle övünürdüm. Duygularımı açıkça söyleyebilmekle. Şimdiyse kırılmaktan o kadar çok korkuyorum .Çocukken dokunmaya korktuğumuz porselen bebekler gibi. İçten candan sevdiğim bir insan aldığım olumsuz tek bir tepki ya da söz beni yıkabiliyor. Çok güçsüzüm. Herkesin sandığının aksine. Kendimle barışık değilim bu yüzden insanlarla da barışık değilim. Yapacaklarımdan, olacaklardan, seveceklerimden, kırılacaklarımdan o kadar çok korkuyorum ki yaşamaya korkuyorum , üşeniyorum. Sonu mutlu biten bana umut veren bir şeyler olsun istiyorum hayatımda. Fakat her seferinde sanki daha da dibi var dermişçesine gösteriyor bana Tanrı gerçeği. Herkes kendi acısını en büyük sanır. Sevgimden emin olduğumda yapmayacağım şey yok. Karşımdakine güvendiğim sürece. Oysaki ben sana hiç güvenemedim. Kendimi kandırdım inandırdım beni sevebileceğine. Benim kadar değil de benimkine yakın belki. Ben seni aldım öyle bir yere koydum ki sen içimdesin. Nereye gidersem gideyim baktığımda, gördüğümde, yediğimde, içtiğimde, içime çektiğimdesin. Bu yüzden uzaklara bakarken doluyor gözlerim göğsüm hasretinle acıyor. Gülme bana acır insanın içi böyle zamanlarda kalbi ağrır. Hani sana demiştim ya kalbinden başlar tüm vücudunu esir alır ve kımıldayamazsın. Canın acımaz. Yaşarsın.Bir süredir hiç bir şey hissetmiyorum. Bilirsin normalde haftada bir ağlarım alışkanlık. 2 haftadır ağlamadım. Bu yüzden bazı zamanlar gözlerim ansızın doluyor, göğsüm sıkışıyor , canım çok acıyor. Aldığım ilaç sadece hissetmemi önlüyor unutturmuyor. Hasret olduğum kokunu getirmiyor mesela bana. Neden bu kadar yanlışsın ben neden sana inanamıyorum ve neden içimi kemiriyor senin başkasını sevme ihtimalin seni benim bırakmama rağmen? Keşke bırakmaya kalktığımda kızsaydın bağırsaydın beni öldürseydin ama tamam demeseydin. Gitme deseydin. Kal deseydin. İnandırsaydın beni. Tutsaydın elimden. Zor değil mi? Uzanmaz ellerimiz bizim birbirimize. Hani bi gün sana demiştim ya  Çalınmış zamanlarda bir arada olduk, bir düşü bölüştük, sonra da kendi gerçeğimize, başka evlere, başka insanlara koştuk.” Seni kimseye anlatamıyorum. Seni çok özlüyorum. Seni istiyorum ben yanımda. Yanlış da olsan canımı yaksan beni öldürsen kırsan parçalasan da böylesi o kadar zor ki . Çok anlamsızım. Arsızca dönmeni istiyorum. Arsızca beni unutamamanı diliyorum. Arsızca bana aşık olmanı gerçekten olmanı istiyorum. KAHRETSİN. Ağlayamıyorum bile. GEL. Nolur gel. Böyle yalnız başıma her şey o kadar zor ki . Yaşamak için bir anlam kalmadı elimde. GEL.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder