Seni soruyorlar.. Öldü mü diyeyim, yoksa dönecek mi ? İkisi de imkansız değil mi ? Çünkü biliyorum; Asla geri dönmezsin, Ve biliyorsun; Sen benim için asla ölmezsin.. c.s*
30 Ocak 2014 Perşembe
sende başını alıp gitme n'olur
Neyi bekliyordum? gökyüzü maviydi insanlar farklı. kimi kimi göre ölçecektim? neye inandıysam elimde kaldıysa neden yeni inançların peşinden koşmamıştım? neyden korkuyordum? kendimden mi ? olacaklardan mı? bi süredir kaçıyorum. diğer kaçışlarımdan farkı ise bu seferkinin; ben bu sefer durağandan kaçıyorum. hayatımın içinde hep olandan , aramadığım halde yanımda olandan. aslında yollar hep aynı yere çıkıyordu. ben kendimden kaçıyordum. bi savaş çıktı içimde. basit, telaşsız. izliyorum. taraflar kim? aslında hepsi ben değil miyim? kendimi neden özgür bırakamıyorum? hani değişecek, hayallerimiz peşinden özgürlüğü kucaklayacaktık? yitirilmiş birkaç umudun ya da hayalin acısı değil bu. bu kendi rezil haline içlenmek. madem kendin için bir şeyler yapamıyorsun başkaları için yap. onlar huzurlu olsun. kim bilir o huzur belki bi gün seni de bulur. çocuk aklım hala büyümedi. sevgi insanı hem güçlü hem zayıf kılar. tıpkı insan gibi. hayat gibi. seçimlerden oluşur. ben sevginin beni güçlendirmesini değil kırıp , yıkmasını istedim. acı çekmeyi sevdim kaçmadım, onu bi gazi hatırası gibi taşıdım içimde, derinimde. ama ben öylesine yıkıldım ki, ve aslında öylesine yıkığım ki şu güçlü görüntümün altında, sevmek benim için kaçınılası şey oldu. yeri geldi çok sevdim. öyle çok sevdim ki. sanki benliğim ondan yaratılmış gibi. en başından beri. ben tamamlamam gereken son parçayı arıyordum bütün olabilmek için. fakat o sırada başkalarını sevme hakkını da esirgiyordum kendimden ve diyordum ki eğer onları seversem gerçek sevgiliye ne kalır? oysaki ruh sevmek, sevilmek için yaratılmış. ve ben sevilmekten hep kaçtım. hiç inanmadım. kimse benim kadar içten sevemezdi. peki neyi kapsıyordu bu içtenlik? sevilenin işine yaramayacak bi sürü zırvalık. ve kibir. o lanet olası kibir. gurur. oysa sevgi/aşk gururdan arınmış saf içtenlikten oluşur. ben o kibirli ben kendimi nasıl bu kadar yetkin görebilmişim? ve aslında diğer insanların benim kadar sevemeyeceğini savunurken onları nasıl küçümsemişim. içine düştüğüm derin mutsuzluğun ve dışarı yansıyan mutlu benin arasında sıkışmıştım. oysa şimdi saklamıyorum. yakın bir arkadaşım benim için; sürekli uzaklara bakan, düşünen bir halin var, hüzünlüsün sanki hep arıyor gibisin demişti. neyi arıyordum? kendimi? sevgiyi? içtenliği? ben ne aradığını bilmeyen ama aramaktan da bir türlü vazgeçemeyen bir deliyim sadece. düşünmek iyi değildi. bugün açtım , eskilere baktım. herkes değişmişti. hayatlar, görüşler.. oysa biz o eskide , o küçük dünyada , düşünceli ama umutluyduk. umut tüm katlanma nedenimdi bu bensizliğime. çünkü biliyordum , bu ben değildim. bu korkak, kibirli, kırılgan insan. herkesin güçlü sandığı kişi değildim. peki ben ne olacaktım? bak zaman geçti. artık umut yok. umduğuna ermek için ümidinde sabit ol ha? hangi ümit? bundan sonra ben sadece başkalarına ümit/umut olabilirim. öylesine korkuyorum ki kırılmaktan. ve öylesine çok kırılıyorum ki olur olmaz her şeye. bundan huysuzluğum. güzel günler bizi bekler.biz olalım diye. her neyse.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder