5 Kasım 2010 Cuma

Her yağmur yağdığında..

Yine yağmurlar yağıyor bu şehre.Önce usul usul, yavaş yavaş, alıştırırcasına.Ve sonra kırmak ister gibi, acıtmak ister gibi iniyorlar gökyüzünden sicim sicim.Hiç durmuyorlar.. Sanki gökyüzünde bir matem var.Tıpkı kalbimdeki bilinmeyen şey gibi.O yüzden bu yağmurlu havalarda yatıp uyuyorum.Gökyüzü tüm şehirden yağamamanın acısını çıkarırken bende uykusuz gecelerin hıncını çıkarıyorum.Uyuyorum..Uyuyorum..Ve uyuyorum..Küçüklüğümdeki uykularım gibi.Uzun,doyumu olmayan,rahat,uğraştırmayan..Ama kalktığımda midemde bir acıyla savaşıyorum.Uyandığımda ilk düşündüğüm şey neden yaşadığım.Ve son sayıyorum: Gülümsemek için yaşıyorum,
insanlara yardım etmek için yaşıyorum, içimdeki beni anlayabilecek birini bulmak için yaşıyorum, O'nu beklemek için yaşıyorum.Ama yetmiyor..Aksine bunların hepsi çok anlamsız ve basit geliyor.Sanki ne kadar çok şey yaparsam yapayım hiç bir zaman yetmeyecekmiş gibi.Sanki ömrüm hep boşa geçecekmiş gibi.İşte kalbimdeki boşluk o zaman ortaya çıkıyor.Ya da ruhumdaki.Kendimi boşlukta asılı gibi hissediyorum.Sanki yaşamam gereken hayat bu değilmiş gibi.Sanki bir yerlerde ruhum benden çok farklı bir hayat yaşıyormuş gibi.Ve bu hayata sıkışıp kalmak bana acı verirmiş gibi-ki veriyor-Ve tüm bunları bir kenara koyup kendime baktığımda geleceğim için ne kadar çok çabaladığımı ve hala çabalamaya devam ettiğimi farkettim.Peki ne için?Gelecek hep daha umutlu gözüktüğü için mi? Bunu bilmiyorum zira bu hayatta bilmediğim ve bilmeden de mutlu olduğum çok şey var.Belki de kendim hakkımda bildiğim tek şey insanları sevişimdir.Beni çıldırtsalarda, öfkelendirseler de ya da tiksindirseler de onları seviyorum.Onlara yardım etmeyi seviyorum.Ve tıpkı bir zamanlar çok sevdiğim birinin dediği gibi; çünkü onlarda kendimi görüyorum..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder